Zekeriyaköy Escort

PLATİN ÜYELER

VIP ÜYELER

GOLD ÜYELER


Zekeriyaköy Escort

Zekeriyaköy Escort arayışım o akşam arabamın farlarıyla ıslak asfaltı tararken aklıma düştü. Kuzeye doğru ilerlerken telefonumda gece hizmeti veren numaraları kaydırıyordum. Bir anda Escort Zekeriyaköy ilanlarından biri gözüme ilişti. Fotoğraftaki kadın villa tipi bir evin önünde, uzun bacaklarını çaprazlamış, bakışları doğrudan kameraya kilitlenmişti. Mesaj attım. Yanıt beş dakika içinde geldi. Adı Selin’di. Zekeriyaköy Escort olarak çalıştığını, o gece boş olduğunu ve adresini paylaşabileceğini yazdı. Kalbim göğsüme vuruyordu. Direksiyonu sımsıkı kavradım.

Yolda ikinci kez yazışırken de aynı telaşı yaşadım. Zekeriyaköy Escort profilindeki açıklamalar kısa ama netti. Escort Zekeriyaköy hizmetinin kalitesinden bahsediyordu. Adresi attı. Geniş bahçeli, demir kapılı bir villa. Arabayı kapının önüne çektim. Zili çaldım. Kapı açıldığında karşımda duran kadın fotoğraftakinden daha dik, daha dolgun ve daha cesurdu. Siyah ipek bir sabahlık vardı üzerinde. Yakası açık, boynu uzun, köprücük kemikleri belirgindi. Göz göze geldik. Gülümsedi. “İçeri buyur,” dedi. Kapıyı arkamdan kapattım. Salon yüksek tavanlı, geniş pencereliydi. Dışarıda Zekeriyaköy’ün sessizliği, içeride loş bir lamba ışığı vardı.

Selin bana bir kadeh kırmızı şarap uzattı. Parmaklarımız değdi. Sıcaklığı avucuma yayıldı. Oturduk. Konuşmaya başladık ama sözler çabuk tükendi. Gözleri sürekli dudaklarıma, boynuma kayıyordu. Ben de onun sabahlığının aralığından görünen göğüs hattına bakıyordum. Bir süre sonra ayağa kalktı. Sabahlığın belindeki bağı çözdü. İpek kumaş omuzlarından kaydı, yere düştü. Altında hiçbir şey yoktu. Göğüsleri dolgun, uçları koyu ve sertleşmişti. Karnı düz, kalçaları yuvarlak ve sıkıydı. Tıraşlı amcığı belirgindi. Bana doğru iki adım attı. Ellerini omuzlarıma koydu, yüzümü avuçladı ve öptü. Dudakları yumuşak, dili ıslak ve ısrarcıydı. Öpüşürken ellerim beline sarıldı, parmaklarım kalçalarına kaydı. Teninin sıcaklığı avuçlarımı yaktı.

Göğüslerini avuçlarıma aldım. Uçlarını parmaklarımla ezdım, hafifçe çektim. Selin boğuk bir ses çıkardı. Birini ağzıma götürdüm. Dilimle yaladım, emdim, dişlerimle hafifçe ısırdım. Diğer elimi bacaklarının arasına indirdim. Islaktı. Kaygan ve sıcak. İki parmağımı yavaşça içeri soktum. İçerisi dar, kasılıyor ve ıslaklığını parmaklarıma yayıyordu. Parmaklarımı hareket ettirdikçe bacakları titredi. Dizlerinin üzerine çöktüm. Baldırlarını öptüm, dizlerine, iç bacaklarına. Kokusu keskin, kadınsı ve yoğundu. Dilimi yarıklarına sürdüm. Klitorisini buldum, yavaşça yaladım, emdim. Selin’in parmakları saçlarıma gömüldü. Kalçalarını ileri itti. Dilimi daha derin almaya çalıştı. Ben de ısrarla yaladım, dilimi içeri sokup çıkardım, klitorisini emdim. Suları çenemden aktı. İnlemeleri yükseldi. Bacakları kasıldı, birden boşaldı. Sıcak sıvı dilime aktı, yutkundum.

Ayağa kalktı, beni kolumdan tutup yatak odasına çekti. Yatak geniş, çarşaflar beyazdı. Beni sırtüstü yatırdı. Pantolonumu ve boxerımı indirdi. Sertleşmiş sikimi eline aldı, yavaşça sıvazladı. Başını eğdi, dilini ucuna sürdü. Tükürüğüyle ıslattı, sonra ağzına aldı. Derinlere kadar indirdi. Boğazının darlığı sikimi sıktı. Başını salladı, tükürük salyaları aktı, taşaklarıma damladı. Ellerimle saçlarını tuttum, ritmi kontrol ettim. Daha derine ittim. Gözleri sulandı ama bırakmadı. Bir süre böyle devam ettikten sonra sırtüstü yattı, bacaklarını açtı.

Üzerine çıktım. Sikimin ucunu yarığına dayadım. Yavaşça içeri girdim. Sıcak, dar ve kaygandı. Tamamen gömülünce ikimiz de inledik. Kalçalarımı hareket ettirmeye başladım. Yavaş ve derin. Her girişte göğüsleri sarsılıyordu. Ellerimle onları sıktım, uçlarını parmaklarımla ezdım. Tempo arttı. Yatak gıcırdıyordu. Selin’in tırnakları sırtıma battı. “Daha sert,” diye inledi. Bacaklarını belime doladı. Daha hızlı vurdum. Derinlik artıyordu. Her vuruşta amcığı sikimi sıkıyordu. Ter kokusu odayı doldurdu. Alnımız birbirine değdi. Öpüştük. Dilimiz birbirine dolandı. Boşalmak üzereydim. Geri çekildim, sikimi göğüslerinin arasına koydum. Selin elleriyle göğüslerini sıktı, arasına aldı. Birkaç hareket sonra sıcak menimi göğüslerine, boynuna ve çenesine boşalttım. Kalın damlalar teninde aktı. Dilini çıkardı, birkaç damlayı yaladı.

Birkaç dakika dinlendik. Sonra o ayağa kalktı, banyoya gitti. Su sesini duydum. Döndüğünde vücudu ıslaktı, saçları omuzlarına yapışmıştı. Yeniden sertleşmiştim. Bu sefer onu yüzüstü yatırdım. Kalçalarını kaldırdı. Ellerimle yanaklarını ayırdım. Pembe, kırışık anüsü görünüyordu. Tükürdüm üzerine, parmağımla ovdum. Yavaşça bir parmağımı soktum. Selin inledi ama geri çekilmedi. İkinci parmağımı da ekledim. Genişlettim. Sonra sikimi dayadım. Ucu girdi. Yavaş yavaş ilerlettim. Çok dardı. Selin’in sesi boğuk çıktı. “Yavaş… ama bırakma.” Tamamen girdim. İçerisi yakıcı derecede sıcaktı. Hareket etmeye başladım. Her girişte kalçaları titredi. Ellerimle belini tuttum, daha sert vurdum. Anüsü sikimi sıkıyordu. Bir elimi öne uzattım, klitorisini ovaladım. İki deliği birden doldurulmuş gibi inliyordu. Tempo arttı. Ter damlaları sırtından aktı. Birden kasıldı, tekrar boşaldı. Ben de dayanmadım. Derinlere doğru sıcak menimi boşalttım. İçeride kalırken titreşiyordum.

Çektikten sonra yan yana uzandık. Parmaklarım göğsünde geziyordu. Bir süre sonra yeniden kalktı. Bu sefer beni koltuğa oturttu. Dizlerinin üzerine çöktü, sikimi ağzına aldı. Yavaş yavaş emdi, dilini alt tarafına sürdü, taşaklarımı yaladı. Sonra ayağa kalktı, sırtını bana dönüp oturdu. Sikimi amcığına alarak indirdi. Ters cowgirl pozisyonunda zıplamaya başladı. Kalçaları her inişte çarpıyordu. Ellerimle göğüslerini kavradım, sıkıp çektim. Tempo yükseldi. Selin’in inlemeleri odayı doldurdu. Bir elini klitorisine götürdü, kendini ovdu. Birkaç dakika sonra yine boğuk bir çığlıkla boşaldı. Ben de aynı anda, içeride boşaldım. Sıcak sıvı dışarı sızdı, uyluklarından aktı.

Gece boyunca durmadık. Ara ara su içtik, sigara yaktık, konuştuk. Ama konuşmalar kısa sürdü. Ellerimiz yine birbirine uzandı. Bir keresinde onu duvara dayadım. Bacaklarından birini kaldırdım, amcığına girdim. Ayakta sertçe vurdum. Göğüsleri duvara sürtünüyordu. Saçlarını tuttum, başını geriye çektim. Boynunu ısırdım, emdim. İzler bıraktım. Selin “Daha sert… bırakma” diye inliyordu. Boşaldığımda dizleri titredi, neredeyse yere yığıldı. Onu tuttum, yatağa taşıdım.

Sabaha karşı yeniden uyanmıştık. Bu sefer yavaştı. Yüz yüze, bakışarak. Sikim yavaş yavaş girip çıkıyordu. Ellerimiz parmak parmağa kenetlenmişti. Öpüşüyorduk. Ter kokusu, seks kokusu, şarap kokusu birbirine karışmıştı. Selin’in gözleri dolmuştu. Boşaldığımızda sarıldık. Bir süre öyle kaldık. Sonra kalktı, duşa girdi. Ben de peşinden gittim. Duşta yeniden sertleştim. Sıcak suyun altında onu arkadan aldım. Islak tenlerimiz birbirine yapışıyordu. Kalçalarını tuttum, derinlere girdim. Su sesinin altında inlemeleri yankılanıyordu. Bu sefer daha uzun sürdü. İkimiz de yorgunduk ama bırakmak istemiyorduk. Son boşalışımda bacaklarım titreye titreye onu tuttum.

Sabah olduğunda ışık perdelerden süzülüyordu. Selin yanında uzanmış, gözleri kapalıydı. Vücudu morarmış ısırık izleriyle, meni lekeleriyle doluydu. Ben de aynı durumdaydım. Kalkıp giyindim. O da kalktı. Birbirimize baktık. Söz yoktu. Sadece hafif bir gülümseme. Kapıya kadar geçirdi. Öptüm. Dudakları hâlâ tuzlu ve sıcaktı. Bahçeden çıkarken bacaklarım hâlâ titriyordu. Arabaya bindim. Telefonumda hâlâ onun numarası kayıtlıydı. Geri dönüp dönmeyeceğimi bilmiyordum. Ama o gece yaşadıklarım hâlâ tenimde, dilimde, aklımdaydı.

Akşamüzeri yeniden mesaj attım. Cevap hemen geldi. “Bugün de gelebilirsin.” Kalbim yeniden hızlandı. Aynı villaya doğru sürdüm. Kapıyı açtığında bu sefer kırmızı bir elbise vardı üzerinde. Fermuarını kendisi indirdi. Elbise yere düştü. Bu sefer iç çamaşırı yoktu. Çıplak duruyordu. Göğüsleri, kalçaları, tıraşlı amcığı… Hepsini yeniden keşfettim. Bu sefer daha açgözlüydüm. Onu mutfak tezgâhına oturttum. Bacaklarını açtım. Dilimi derinlere soktum. Selin’in parmakları tezgâha yapıştı. İnlemeleri mutfakta yankılandı. Suları aktı, tezgâhı ıslattı. Sonra sikimi soktum. Ayakta, sertçe. Tezgâh sarsılıyordu. Göğüsleri zıplıyordu. Bir eliyle kendi klitorisini ovdu. İkimiz de aynı anda boşaldık. Menim dışarı aktı, bacaklarından süzüldü.

Yatağa geçtik. Bu sefer onu dizlerinin üzerine çöktürdüm. Arkadan girdim. Bir elimle saçlarını tuttum, diğer elimle kalçasına şaplak attım. Pembe izler kaldı. Her şaplakta amcığı sıkıldı. Daha sert vurdum. Selin “Ah… daha… bırakma” diye bağırıyordu. Boşaldığımda dizlerinin üzerine yığıldı. Ben de yanına çöktüm. Bir süre nefes nefese kaldık. Sonra o beni sırtüstü yatırdı. Üzerime çıktı. Sikimi amcığına alarak yavaş yavaş indirdi. Kalçalarını daireler çizerek hareket ettirdi. Göğüslerini avuçlarıma verdi. Uçlarını emdim, ısırdım. Tempo arttı. Zıplamaya başladı. Her inişte taşaklarım çarpıyordu. Ter akıyordu. Birden kasıldı, sıcak sularını sikimin üzerine boşalttı. Ben de aynı anda, derinlere doğru boşaldım.

Gece yine uzadı. Ara ara dinlendik, su içtik, sigara yaktık. Ama bedenlerimiz birbirini bırakmıyordu. Bir keresinde onu camın önüne götürdüm. Perdeler yarı açıktı. Dışarıda Zekeriyaköy’ün sessiz bahçeleri uzanıyordu. Onu cama dayadım. Arkadan girdim. Soğuk cam göğüslerine yapıştı. İnlemeleri buğulu camda iz bıraktı. Daha sert vurdum. Kalçaları şapırdıyordu. Bir elimi boğazına götürdüm, hafifçe sıktım. Selin’in gözleri kapandı, daha yüksek inledi. Boşaldığımızda dizleri titredi. Onu tuttum, yere indirmedim.

Sabaha karşı yine duş aldık. Sıcak suyun altında onu dizlerinin üzerine çöktürdüm. Sikimi ağzına verdim. Başını tuttum, boğazına kadar indirdim. Tükürükler aktı, göğüslerine damladı. Sonra ayağa kaldırdım, bacağını kaldırdım, amcığına girdim. Duvarın içinde, suyun altında, sertçe. Son boşalışımda bacaklarım titredi. Onu tuttum. Su hâlâ akıyordu. Öpüştük. Tuzlu, ıslak, yorgun.

Giyinirken birbirimize baktık. Selin’in vücudu yine izlerle doluydu. Benim de sırtım tırnak izleriyle kaplıydı. Kapıda öptük. Bu sefer daha uzun. Dudaklarımız ayrılmak istemedi. Arabaya binerken hâlâ onun kokusu üzerimdeydi. Telefonum titreşti. “Yarın da müsaitim.” Gülümsedim. Zekeriyaköy’ün sessiz yollarında sürerken aklım hâlâ onun bedeninde, inlemelerinde, sıcaklığındaydı. O geceyi, o sabahı, o her şeyi unutmak mümkün değildi. Tenimde hâlâ onun izi vardı. Dilimde hâlâ onun tadı. Ve biliyordum ki yeniden gidecektim. Yeniden kapısını çalacaktım. Yeniden o sıcak, dar, ıslak içeriği hissedecektim. Yeniden inlemelerini duyacaktım. Yeniden boşalacaktım. Yeniden… her şeyi.

O günden sonra her akşam aynı villanın yolunu tuttum. Her gece aynı bedeni keşfettim. Her sabah aynı izlerle uyandım. Zekeriyaköy’ün o geniş bahçeli evinde geçen saatler, günler, geceler… hepsi birbirine karıştı. Ama her seferinde farklıydı. Bazen yavaş, bazen sert. Bazen konuşarak, bazen sadece inleyerek. Bazen sadece dilimle, bazen her yerimle. Selin’in bedeni her seferinde aynı sıcaklığı, aynı darlığı, aynı ıslaklığı veriyordu. Ben de her seferinde aynı açlığı. Boşaldıkça yeniden doluyorduk. Bitince yeniden başlıyorduk. Sabahları ayrılırken hep aynı sözü söylüyorduk. “Yarın.” Ve yarın her zaman geliyordu. Her zaman aynı demir kapı açılıyordu. Her zaman aynı eller, aynı dudaklar, aynı delikler… beni bekliyordu. Ve ben de her zaman oradaydım. Zekeriyaköy’ün o sessiz sokağında, o bahçede, o yatakta… her gece yeniden.

Bir akşam yine aynı şekilde girdim içeri. Selin bu sefer sadece ince bir tişört giymişti. Altında hiçbir şey yoktu. Tişörtü kaldırdım, göğüslerini emdim. Onu koltuğa yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım. Dilimi uzun uzun gezdirdim. Klitorisini emdim, dilimi içeri soktum. Selin’in parmakları koltuğun kenarına yapıştı. İnlemeleri yükseldi. Suları aktı. Sonra sikimi soktum. Derinlere kadar. Her vuruşta nefesleri kesiliyordu. Tempo yükseldi. Koltuğun ayakları gıcırdadı. Selin’in tırnakları sırtıma battı. “Daha… daha derin…” diye inledi. Dayanamadım. Sıcak menimi içine boşalttım. Hâlâ içindeyken kasıldığını hissettim. O da boşaldı. Suları sikimin etrafından aktı.

Yan yana uzandık. Parmaklarım karnında gezindi. Bir süre sonra yeniden kalktı. Bu sefer beni yüzüstü yatırdı. Sırtımı öptü, dilini omurgamda gezdirdi. Sonra kalçalarımı ayırdı. Dilini anüsüme sürdü. Islattı, dilini soktu. Ben inledim. Sonra ayağa kalktı, üzerine oturdu. Tersine. Sikimi amcığına aldı. Zıpladı. Ellerimle kalçalarını sıktım. Her inişte daha derine gidiyordu. Tempo arttı. Selin’in inlemeleri yükseldi. Birden boğuk bir çığlık attı. Sıcak sularını boşalttı. Ben de aynı anda. İçeride.

Gece yine uzun sürdü. Her pozisyonu denedik. Her deliği. Her inlemeyi. Sabah olduğunda ikimiz de bitkin düşmüştük. Ama hâlâ birbirimize bakıyorduk. Hâlâ dokunuyorduk. Hâlâ istiyorduk. Kapıdan çıkarken Selin’in elini tuttum. “Yarın…” dedim. O da gülümsedi. “Yarın.” Arabaya binerken Zekeriyaköy’ün sabah ışığı yüzüme vurdu. Bacaklarım hâlâ zayıftı. Ama aklım netti. O geceyi, o kadını, o her şeyi unutmayacaktım. Tenimde hâlâ onun sıcaklığı vardı. Dilimde hâlâ onun tadı. Ve biliyordum ki bu daha başlangıçtı. Yeniden gidecektim. Yeniden alacaktım. Yeniden verecektim. Yeniden… her şeyi.

Akşamları artık o yolda ilerlerken kalbim hep aynı hızla çarpıyordu. Villanın demir kapısını her açışımda Selin farklı bir haliyle karşıma çıkıyordu. Bazen sadece bir boyun bağı, bazen hiçbir şey. Her seferinde bedeni beni çağırıyordu. Her seferinde ellerim, dilim, sikim onun her yerine ulaşıyordu. Bazen salonun ortasında, bazen merdivenlerde, bazen bahçenin loş köşesinde. Bir gece bahçede, ağaçların altında aldım onu. Çimenler ıslaktı. Onu dizlerinin üzerine çöktürdüm. Arkadan girdim. Gece rüzgârı tenimize çarpıyordu. İnlemeleri sessiz geceye karıştı. Daha sert vurdum. Kalçaları titredi. Boşaldığımızda çimenlere yığıldık. Bir süre öyle kaldık. Sonra içeri girdik. Duşta yeniden başladık. Sıcak suyun altında, ıslak tenlerle, yeniden ve yeniden.i.