Şirinevler Türbanlı Escort
PLATİN ÜYELER
VIP ÜYELER
GOLD ÜYELER
Şirinevler Türbanlı Escort
Şirinevler Türbanlı Escort ile tanıştığım o gece her şey çok ani başladı. Telefonumda arama yaptım, sesi o kadar yumuşak ve baştan çıkarıcıydı ki hemen randevu aldım. Kapıda karşıladığında peçesi hafif aralanmış, gözleri ateş gibi parlıyordu;
Türbanlı Şirinevler Escort olduğunu söylemişti ama o an karşımda duran kadın bambaşka bir şehvet yayıyordu.
İlk bakışta
Şirinevler Türbanlı Escort’un o siyah feracesinin altındaki hatları seçebiliyordum, kalçaları dolgun, göğüsleri feraceyi geriyordu. İçeriye geçtik, kapıyı kilitledi, sonra yavaşça türbanını çözmeye başladı. Saçları omuzlarına dökülürken bana gülümsedi ve “Ben
Türbanlı Şirinevler Escort’um, istediğin her şeyi yapabilirim” dedi. O an aklım karıştı, kanım beynime sıçradı.
Elimi tutup yatağa doğru çekti. Feracesini omuzlarından sıyırdığında altındaki dantel sütyen ve külot ortaya çıktı. Göğüsleri iri, meme uçları sertleşmişti. Ellerimi göğüslerine koydum, avuçlarımla sıktım, parmaklarımla uçlarını çevirdim. O da inledi, başını geriye attı. Ağzımı bir memesine yapıştırdım, dilimle emmeye başladım. Diğer elimle külotunun içine girdim, ıslaklığını hissettim. Parmaklarımı yavaşça arasına soktum, kaygan ve sıcaktı. İki parmağımı içeri ittim, in-out hareketlerle yokladım. O da bana doğru bastırıyordu, kalçaları kıpırdıyordu.
Külotunu tamamen indirdim, bacaklarını açtı. Dizlerimin üzerine çöktüm, dilimi amına yapıştırdım. Klitorisini emmeye başladım, dilimle yaladım, içine soktum. Tadı tuzlu ve tatlı karışıktı. Elleriyle başımı tuttu, bacaklarını boynuma doladı. Daha sert yaladım, emdim, emdim. O da inliyordu, “Daha hızlı… lütfen” diye fısıldıyordu. Parmaklarımı da ekledim, üç parmakla sikmeye başladım amını. Islaklık bacaklarına akıyordu. Birden kasıldı, bacakları titredi, boğuk bir çığlıkla boşaldı. Suları dilime aktı, hepsini yuttum.
Kalkıp onu yatağa yatırdım. Kendi pantolonumu indirdim, sikim dimdikti, damarları şişmişti. O da eliyle tuttu, yavaşça sıvazladı. Başını eğdi, dilini ucuna sürdü, sonra ağzına aldı. Derinlere kadar yutmaya çalışıyordu, boğazı kasılıyordu. Tükürüğü akıyordu, ıslak sesler çıkıyordu. Saçlarını tuttum, yavaşça ileri geri hareket ettirdim. Boğazına kadar soktum, gözleri dolmuştu ama bırakmıyordu. Bir süre böyle yaladı, sonra çıkarıp dilini taşaklarıma gezdirdi, emdi.
Onu sırtüstü yatırdım, bacaklarını omuzlarıma aldım. Sikimin ucunu amına sürtüp yavaşça içeri girdim. Sıcak ve dar bir duvar gibi sardı. Tamamen gömüldüm, kalçalarıma kadar bastırdım. O da tırnaklarını sırtıma geçirdi. Yavaş yavaş sikmeye başladım, her vuruşta göğüsleri sallanıyordu. Tempo arttıkça inlemeleri yükseldi. “Daha sert… sik beni” diye bağırıyordu. Kalçalarını tuttum, sert ve derin vuruşlar yaptım. Yatak gıcırdıyordu, odanın içinde et sesleri yankılanıyordu.
Pozisyon değiştirdim, onu dizleri üzerine çöktürdüm. Arkadan girdim, bir elimle belini tuttum, diğer elimle saçlarını kavradım. Derin ve sert sikmeye devam ettim. Her vuruşta kalçaları çarpıyordu. Bir ara eğilip boynunu ısırdım, kulak memesini emdim. O da geriye doğru itiyordu kendini. Parmaklarımı ağzına soktum, emdi. Amı daha da ıslanmıştı, suları taşaklarıma akıyordu.
Onu yan yatırdım, bacağını yukarı kaldırdım, yine arkadan girdim. Bu sefer daha derinlere ulaşıyordum. Göğsünü sıktım, meme ucunu çevirdim. Tempo hiç düşmedi. Bir süre sonra onu üstüme bindirdim. Bacaklarını iki yana açıp oturdu, kendi kendine inip kalkmaya başladı. Göğüsleri yüzüme doğru sallanıyordu, ağzımla yakalayıp emdim. Kalçalarını tuttum, yukarı aşağı daha hızlı hareket ettirdim. Amı sikimi sıkıyordu, her inişinde dip noktalara kadar giriyordum.
Yorulunca onu tekrar sırtüstü yatırdım. Bacaklarını geniş açtım, dizlerimi yere koyup üstüne çöktüm. Sert ve hızlı sikmeye devam ettim. Alnından ter damlıyordu, gözleri yarı kapalıydı. “Boşal içime… lütfen” diye yalvardı. Tempo iyice arttı, taşaklarım çarpıyordu. Birden kasıldım, sıcak dölümü derinlere doğru fışkırttım. O da aynı anda titredi, amı kasılarak sikimi sıktı, kendi sularını boşalttı.
Bir süre üstünde kaldım, nefes nefese. Sikim hâlâ içindeyken yavaşça hareket ettirdim, son damlaları da içine aktı. Çıkardığımda döl ve sular bacaklarına aktı. O da parmağıyla alıp diline sürdü, yuttu. “Daha bitmedi” dedi gülümseyerek.
Ellerini sikime götürdü, yavaşça sıvazladı. Birkaç dakika içinde tekrar sertleşti. Bu sefer onu koltuğa oturttu, dizlerinin arasına çöktüm. Dilimi amına soktum, klitorisini emdim, parmaklarımı da ekledim. O da başını geriye attı, bacaklarını omuzlarıma doladı. Daha uzun süre yaladım, emdim, ta ki ikinci kez boşalana kadar. Suları yüzüme aktı, yalayıp temizledim.
Kalkıp onu duvara yasladım. Bacağını kaldırdım, tek ayak üzerinde dururken sikimi içine soktum. Ayakta sert siktim. Duvara çarpıyordu, inlemeleri boğuklaşıyordu. Ellerimi kalçalarına geçirdim, kaldırıp indirdim. Her vuruşta daha derine giriyordum. Bir ara onu kucağıma aldım, ayakta taşıyarak sikmeye devam ettim. Ağırlığı kollarıma biniyordu ama bırakmadım.
Yatağa geri döndük. Bu sefer onu ters çevirdim, yüzünü yatağa gömdüm, kalçalarını havaya kaldırdım. Arkadan girdim, bu sefer daha yavaş ve derin. Bir parmağımı göt deliğine sürttüm, yavaşça soktum. O da inledi ama itmedi. İki deliğini birden doldurmuştum. Parmakla ve sikle aynı anda hareket ettirdim. Tempo arttıkça o da daha çok ıslandı.
Bir süre sonra parmağımı çıkarıp sikimi götüne doğru yönlendirdim. Ucuyla sürttüm, yavaşça bastırdım. İlk başta direndi ama sonra gevşedi, içeri aldım. Dar ve sıcak bir halka gibi sardı. Yavaş yavaş ilerlettim, tamamen gömülünce durdum. Sonra yavaş hareketlerle sikmeye başladım. O da inliyordu, “Yavaş… ama bırakma” diyordu. Tempo arttıkça kalçaları titriyordu. Bir elimle belini tuttum, diğer elimle amını ovdum.
Götünü uzun süre siktim. Ara sıra çıkarıp amına soktum, sonra tekrar götüne. Karışık ve sert. Sonunda onu sırtüstü yatırdım, bacaklarını omuzlarıma aldım, amına girdim. Bu sefer hem hızlı hem derindim. Göğüslerini ısırdım, boynunu emdim. Birden ikinci kez boşaldım, dölümü yine içine bıraktım. O da aynı anda kasılarak boşaldı, suları her yere sıçradı.
Nefes nefese yan yana uzandık. Ellerini sikime götürdü, yavaşça okşadı. Birkaç dakika içinde üçüncü kez sertleşti. Bu sefer onu banyoya götürdüm. Duşun altında, suyun altında siktim. Islak vücutları birbirine yapışıyordu. Duvara yasladım, arkadan girdim. Su akarken et sesleri daha da belirgindi. Göğüslerini sıktım, meme uçlarını çevirdim. Tempo hiç düşmedi.
Duştan çıkıp tekrar yatağa döndük. Bu sefer o üstüme bindi, ters oturdu. Amını yüzüme doğru bastırdı, ben de dilimi soktum. Aynı anda o da eğilip sikimi ağzına aldı. 69 pozisyonunda uzun süre yaladık, emdik. O boşalınca suları yüzüme aktı, ben de ağzına boşaldım. Yuttu, dilini yaladı.
Hâlâ doymamıştık. Onu yan yatırdım, bacağını yukarı kaldırdım, amına girdim. Yavaş ve uzun vuruşlarla siktim. Ara sıra çıkarıp dilimi soktum, sonra tekrar girdim. Bu sefer daha duygusal, daha uzun sürdü. Göz göze bakıştık, inlemeler birbirine karıştı. Sonunda ikimiz de aynı anda boşaldık. Dölüm içinden aktı, bacaklarına yayıldı.
Gece boyunca ara vermeden devam ettik. Ara sıra dinlenip su içtik, sonra tekrar başladık. Onu koltukta, masada, yerde, duvarda siktim. Her pozisyonu denedik. Amını, götünü, ağzını doldurdum. Ellerimle, dilimle, sikimle yokladım. O da bana aynı şehvetle karşılık verdi. Tırnakları sırtımı çizdi, dişleri boynumu ısırdı. İnlemeleri, çığlıkları, ıslak sesleri odanın her yerini doldurdu.
Sabaha karşı son kez onu sırtüstü yatırdım. Bacaklarını geniş açtım, dizlerimi yere koydum. Sert ve hızlı sikmeye başladım. Göğüslerini avuçladım, meme uçlarını emdim. Tempo arttıkça yatak sallanıyordu. “İçime boşal… hepsini ver” diye yalvardı. Kasılıp dölümü fışkırttım, o da aynı anda titreyerek boşaldı. Suları ve dölüm karışıp çarşafa aktı.
Yanına uzandım, nefeslerimiz yavaş yavaş düzeldi. Ellerini göğsüme koydu, başını omzuma yasladı. Vücudu hâlâ titriyordu, amı hafif kasılıyordu. Parmaklarımla yavaşça okşadım, son damlaları da sildim. O da gülümseyerek “Bir daha gel… her zaman buradayım” dedi.
O gece Şirinevler’de geçen saatler aklımdan çıkmadı. Her detay, her dokunuş, her inleme hâlâ canlı. Türbanını tekrar bağlarken bile gözlerindeki şehveti görüyordum. Feracesini giyerken kalçaları hâlâ kızarık, bacakları ıslaktı. Kapıdan çıkarken bana son bir bakış attı, dudaklarını ısırdı.
Ondan sonra defalarca aradım, her seferinde aynı ateşle karşıladı. Bazen evinde, bazen otelde, bazen arabada. Her seferinde daha vahşi, daha aç. Bir keresinde arabada, arka koltukta siktim. Camlar buğulanmıştı, inlemeleri sokağa taşıyordu. Başka bir seferinde otel odasında, balkonda, gece yarısı. Rüzgar saçlarını uçururken arkadan girdim, şehri seyrederek siktim.
Bir başka gece ise sadece dilimle saatlerce yaladım. Amını, götünü, göğüslerini emdim. Parmaklarımı soktum, dilimi soktum, ta ki bacakları titreyip birkaç kez boşalana kadar. Sonra o da dizlerinin üzerine çöküp sikimi yaladı, boğazına kadar aldı, tükürükler akıttı. Ben boşalınca yuttu, dilini yaladı, tekrar emmeye devam etti.
Bazen de yavaş ve uzun yaptık. Göz göze, nefes nefese. Her vuruşta derinlere girdim, her çıkışta ucunu sürttüm. Ellerimiz birbirine kenetlendi, dudaklarımız birbirine yapıştı. Öpüşürken dilimizi birbirimize soktuk, tükürükler karıştı. O anlar daha da yoğun geçti.
Bir seferinde ise onu bağladım. Kollarını yatağın başlığına bağladım, bacaklarını açtım. Gözlerini bağladım. Sonra dilimle, parmaklarımla, sikimle yokladım. Nereden geleceğini bilmeden inliyordu. Bazen amına, bazen göğüslerine, bazen boynuna. Saatlerce sürdü. Sonunda bağları çözüp üstüne çıktım, sert siktim. İkimiz de aynı anda boşaldık, dölüm her yere saçıldı.
Başka bir gece ise sadece ellerimizi kullandık. Parmaklarımızı birbirimizin içine soktuk, sıvazladık, ovduk. O benim sikimi avuçlayıp hızla çekti, ben de onun amını parmakladım. Karşılıklı boşaldık, sular ve döl birbirine karıştı. Sonra dilimizle temizledik.
Her buluşmada yeni bir şey denedik. Bazen aynanın karşısında, kendi yansımalarımızı izleyerek. Bazen sadece fısıltılarla, bazen bağırarak. Bazen yavaş, bazen vahşi. Ama her seferinde o türbanlı hali, o peçesi, o bakışları beni deli etti. Feracesinin altındaki vücut, dantel iç çamaşırları, ıslak amı, dolgun kalçaları… hepsi aklımda.
Şimdi bile gözlerimi kapattığımda o geceyi yaşıyorum. Kapıda karşılaması, türbanını çözmesi, feracesini sıyırması, dilini sikime sürmesi, amını yüzüme bastırması, kalçalarını havaya kaldırması… her anı net. İnlemeleri kulağımda, tadı dilimde, sıcaklığı tenimde.
O gece bittiğinde sabahın ilk ışıkları pencereden süzülüyordu. Çarşaflar ıslak, vücutlarımız terli, nefeslerimiz hâlâ hızlıydı. O kalkıp duşa gitti, ben de peşinden. Suyun altında tekrar sarıldık, sikim yine sertleşti, bir kez daha girdim. Yavaş yavaş, son bir kez. Boşaldıktan sonra sarılarak kaldık.
Kapıdan çıkarken bana döndü, gözleri hâlâ şehvet doluydu. “Bir daha ara” dedi. Ben de aradım. Defalarca. Her seferinde aynı ateş, aynı ıslaklık, aynı inlemeler. Şirinevler’in o sokaklarında, o evinde, o yatakta geçen her an hâlâ canlı.
Vücudunun her santimini ezberledim. Göğüslerinin ağırlığını, meme uçlarının sertliğini, amının darlığını, götünün sıcaklığını, dilinin ıslaklığını. Ellerimin değdiği her yer, dilimin gezdiği her nokta, sikimin girdiği her delik… hepsi aklımda.
Bazen sadece onu izledim. Türbanını bağlamasını, feracesini giymesini, peçesini takmasını. Sonra yavaşça çıkarmasını. Her hareketi bir dans gibiydi. Sonra üzerine atladım, tekrar başladık.
Bir keresinde ise sabaha kadar uyumadık. Her saat başı yeniden başladık. Amını yaladım, siktim, boşalttım, dinlendim, tekrar. Götünü açtım, yavaşça girdim, uzun süre kaldım. Ağzına verdim, boğazına kadar soktum, yutturdum. Ellerini bağladım, gözlerini bağladım, sadece dokunuşlarla getirdim.
Her şey o kadar yoğundu ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Sadece ten, ter, inleme, ıslaklık, döl ve şehvet vardı. O türbanlı haliyle bile vahşiydi, peçesini çıkarınca daha da. Gözlerindeki ateş hiç sönmedi.
Şimdi bile düşündükçe sikim sertleşiyor. O geceyi, o kadınları, o anları yeniden yaşamak istiyorum. Kapıyı çaldığımda yine aynı şekilde karşılayacak, türbanını çözecek, feracesini sıyıracak ve “Ne istersen yap” diyecek. Ben de yapacağım. Her şeyi. Açık açık, doyasıya, bitene kadar.
O gece bittiğinde dışarı çıktım, sokaklar ıssızdı. Ama aklım hâlâ odadaydı. Yatağın üzerindeki ıslak izler, yere düşen türban, ferace, dantel sütyen… hepsi orada kalmıştı. Ben ise o anıları taşıyarak yürüdüm.
Bir daha aradığımda sesi yine aynı yumuşaklıktaydı. “Gel” dedi. Gittim. Yine aynı ateş. Yine aynı ıslaklık. Yine aynı inlemeler. Her seferinde biraz daha vahşi, biraz daha aç. Bazen sadece dil, bazen sadece parmak, bazen sadece sik. Ama her zaman doyumsuz.
Vücudu hiç yorulmuyordu. Kaç kez boşalırsa boşalsın, tekrar hazır oluyordu. Ben de öyle. Her boşalıştan sonra birkaç dakika dinlenip yeniden başlıyorduk. Sabaha kadar böyle devam ettik.
O geceyi anlatırken bile tenimde o sıcaklığı hissediyorum. Dilimde o tadı, burnumda o kokuyu. Ellerimde o yumuşaklığı, sikimde o darlığı. Her detay yerli yerinde.
Şirinevler’de geçen o saatler, o türbanlı kadınla yaşadığım her an, hâlâ en canlı anılarım arasında. Ve her düşündüğümde yeniden başlıyor. Kapı açılıyor, o gülümsüyor, türbanını çözüyor… ve her şey yeniden başlıyor.