Maslak Türbanlı Escort
PLATİN ÜYELER
VIP ÜYELER
GOLD ÜYELER
Maslak Türbanlı Escort
Maslak Türbanlı Escort ile tanışmam o akşam hiç planladığım gibi olmadı.
Maslak’ta iş çıkışı kalabalığın arasında yürürken aklımda sadece bir şey vardı: Türbanlı Maslak Escort arıyordum ve sonunda buldum. Telefonumdaki numarayı çevirdim, sesi o kadar yumuşak ve ağırbaşlı çıktı ki ilk anda gerçekten inanamadım. “Benim adım Elif,” dedi, “Maslak’tayım, istersen hemen gelebilirim.” O an kalbim hızlandı.
Maslak Türbanlı Escort dediğimde aklıma gelen o kapalı ama ateşli imaj tam olarak onda vücut bulmuştu. On dakika sonra otelin lobisinde beliriverdi. Siyah uzun pardösüsünün altında ince belli, dolgun kalçalı bir vücut seziyordum. Başına sıkıca sarıldığı krem rengi türbanı yüzünü çerçevelemiş, sadece o kocaman koyu gözleri ve dolgun dudakları görünüyordu. “Merhaba,” dedi alçak sesle, “ben
Türbanlı Maslak Escort’um, senin için buradayım.”
Asansöre binerken yan yana durduk. Pardösüsünün yakası hafif aralanmıştı, boynundaki ince altın zincir ışıkta parlıyordu. Otele çıkarken merdivenleri çıkıyormuş gibi yavaş yavaş nefes alışverişimizi duyuyordum. Kapıyı açtım, içeri girdik. Işıkları loş bıraktım. Elif pardösüsünü çıkarmadan önce bana baktı, “İstersen türbanımı çıkarmayayım, bazı erkekler öyle tercih ediyor,” dedi. Ben de “Öyle bırak,” dedim. Maslak Türbanlı Escort olarak o haliyle daha da çekiciydi.
Türbanlı Maslak Escort imajı aklımdan hiç çıkmıyordu. Üzerindeki siyah saten elbiseyi yavaşça sıyırdığında altından dantelli siyah sütyen ve string çıktı. Göğüsleri dolgun, meme uçları sertleşmişti bile.
Türbanı başında, o masum görünümlü yüzüyle bana doğru yürüdü ve dizlerinin üstüne çöktü.
Elleri kemerime gitti, pantolonumu indirdi. Boxerımı da sıyırınca sertleşmiş sikim yüzüne çarptı. Elif gülümseyerek dilini çıkardı, başını yavaşça ileri geri hareket ettirerek yalamaya başladı. Türbanının kenarı yanağına sürtünüyordu. Ağzını iyice açıp başımı içeri aldı, boğazının daraldığını hissettim. Tükürüğü aktıkça ıslak sesler odayı doldurdu. Ellerimle başını tuttum, türbanın kumaşını parmaklarımın arasında ezerken yavaş yavaş boğazına kadar ittim. O da direnmeden aldı, gözleri dolsa da bakışlarını üzerimden ayırmadı. Bir süre böyle derin boğazladıktan sonra geri çekildi, nefesi kesik kesikti. “Daha çok istiyorum,” diye fısıldadı ve tekrar ağzına aldı. Bu sefer daha hızlı, daha iştahlı yalıyordu. Dilini alt tarafından yukarı kaydırıyor, başını çevirerek her tarafını ıslatıyordu. Elleriyle de taşaklarımı okşuyor, hafifçe sıkıyordu.
Yatağa doğru yürüttüm onu. Sırtüstü yatırdım, bacaklarını açtım. Stringini kenara çektim, ıslak amcığını gördüm. Kıvırcık tüyleri yeni tıraş edilmiş, pembe dudakları şişmişti. Parmaklarımı gezdirdim, klitorisine dokunduğumda belini kaldı. “Lütfen yala,” dedi. Dizlerimin üstüne çöküp dilimi amcığına yapıştırdım. Tatlı ekşi bir tat vardı. Yavaş yavaş yaladım, dilimi deliğine sokup çıkardım, klitorisini emdim. Elif inlemeye başladı, elleriyle türbanını tutuyordu sanki düşmesin diye. Bacakları titriyordu. İki parmağımı soktum, ıslaklığın sesi duyuluyordu. Parmaklarımı kıvırarak g-noktasına bastırırken dilimle de klitorisini yalamaya devam ettim. Birkaç dakika içinde kalçaları savrulmaya başladı, “Geliyorum…” diye inledi ve suları aktı. Amcığı kasılarak parmaklarımı sıktı.
Hemen üzerine çıktım. Sikimi amcığının girişine dayadım, yavaş yavaş içeri girdim. Sıcak ve daracık bir yerdi. Tamamen girdikten sonra bir süre hareket etmeden bekledim, sadece içini hissettim. Elif’in gözleri yarı açıktı, türbanının altından alın teri süzülüyordu. “Sik beni,” dedi. Kalçalarımı geri çekip sertçe vurdum. Her darbemde göğüsleri zıplıyor, boynu geriliyordu. Ellerimle memelerini sıktım, meme uçlarını parmaklarımın arasında ezdım. Tempo arttıkça yatak gıcırdamaya başladı. Elif’in inlemeleri yüksek sesle çıkıyordu, “Daha sert… lütfen daha sert…” diye yalvarıyordu. Bacaklarını omuzlarıma aldım, daha derin girdim. Amcığının duvarları her seferinde sikimi sarıyor, bırakmak istemiyordu.
Bir ara pozisyon değiştirdim. Onu yüzüstü çevirdim, kalçalarını kaldırdım. Türbanı hâlâ başındaydı, arkadan bakınca o kapalı haliyle göt deliği ve amcığı iyice görünüyordu. Sikimi tekrar amcığına soktum, bir elimle belini tuttum, diğer elimle göt deliğini parmakladım. Yavaşça bir parmağımı soktum, o da geriye doğru iterek karşılık verdi. “Orayı da istiyorum,” dedi. Parmaklarımı çıkarıp tükürüğümle ıslattım, sonra yavaş yavaş göt deliğine dayadım. Başını yastığa gömmüş, inliyordu. Yavaş yavaş içeri girdim, daracık ve sıcacıktı. Bir süre sadece götünü siktim, sonra amcığına geri döndüm. İkisini de sırayla kullanıyordum. Elif’in vücudu ter içinde kalmıştı, türbanının kenarları ıslanmıştı.
Tekrar sırtüstü yatırdım. Üzerine oturttum onu. Türbanlı haliyle sikimin üstünde zıplarken göğüsleri yüzüme doğru sallanıyordu. Ellerimle kalçalarını tuttum, yukarı aşağı hareket ettirdim. O da kendi temposunu bulmuş, belini kıvırarak sürtünüyordu. “Boşal bana,” diye fısıldadı. Tempo daha da hızlandı, amcığı kasılmaya başladı. Ben de dayanamadım, onu aşağıya çektim, sikimi çıkarıp göğüslerine doğru tuttım. Kalın beyaz döller fışkırdı, meme uçlarına, dekoltesine ve türbanının kenarına sıçradı. Elif gülümseyerek dölleri parmaklarıyla topladı, diline sürdü, yaladı.
Bir süre dinlendik. Sonra tekrar kalktı. Bu sefer duş almak istedi. Banyoya gittik, türbanını çıkarmadan soyundu. Sıcak suyun altında vücudunu ovdum, sabunlu ellerimle memelerini, amcığını, götünü gezdirdim. O da diz çöküp sabunlu sikimi tekrar ağzına aldı, köpükler içinde yaladı. Duştan çıkınca havluya sarıldık ama uzun sürmedi. Yatağa döndük. Bu sefer daha yavaş, daha uzun bir seks yaptık. Saatlerce süren bir sevişmeydi. Onu yan yatırdım, arkadan girdim, bir elimle klitorisini ovdum. Sonra misyoner, sonra reverse cowgirl… Her pozisyonda türbanı başındaydı, o kapalı ama tamamen açık hali beni delirtiyordu. Birkaç kez daha boşaldım, hem içine hem üstüne. O da birkaç orgazm daha yaşadı, amcığı her seferinde daha ıslak, daha şişmişti.
Gece boyunca ara ara uykuya daldık, sonra yine uyanıp birbirimize sarıldık. Sabaha karşı son bir kez daha istedim. Elif yorgun ama istekliydi. “Son kez,” dedi ve bacaklarını açtı. Yavaş yavaş girdim, bu sefer göz göze. Türbanının altından çıkan birkaç saç teli alnına yapışmıştı. Öptüm onu, dudaklarını, boynunu, meme uçlarını. Tempo yavaş ama derindi. Son boşalmamı içine yaptım, sıcak döller amcığını doldururken o da inleyerek geldi. Bir süre öyle kaldık, sikim hâlâ içindeyken nefeslerimizi dinledik.
Sabah olduğunda Elif kalktı, pardösüsünü giydi, türbanını düzeltti. Aynanın karşısında makyajını tazeledi. “Bir daha istersen ara,” dedi, numarayı bırakıp çıktı. Kapı kapanınca odanın içinde onun kokusu kalmıştı. Maslak’ta o gece yaşadıklarım aklımdan hiç çıkmadı. Türbanlı haliyle, o yumuşak sesiyle, o açgözlü yalamalarıyla, o daracık amcığıyla… Her detayı hâlâ canlanıyor. O günden sonra ne zaman Maslak’a yolum düşse aklıma o gece geliyor. Telefonuma kaydettiğim numarayı açıp bakıyorum bazen. Belki bir gece yine ararım. Belki yine aynı otele gideriz. Belki bu sefer daha uzun kalır. Belki türbanını hiç çıkarmaz, sadece o haliyle saatlerce sikilmek ister. Aklımın bir köşesinde hep o sahne var: dizlerinin üstünde, türbanı başında, ağzı dolu, gözleri bana bakarken. Ya da dört ayak, kalçaları havada, “daha sert” diye inlerken. Ya da üstümde zıplarken göğüsleri sallanırken, döllerimin türbanına sıçrayışı…
O geceyi düşününce sikim hâlâ sertleşiyor. Elif’in sesi kulağımda çınlıyor: “Benim adım Elif, Maslak’tayım…” O loş odada, o saten elbisenin yere düşüşü, o dantelli iç çamaşırlarının yırtılışı, o ıslak sesler, o inlemeler… Her şey o kadar net ki. Parmaklarımın arasında türbanın kumaşını hissettiğim an, boğazına kadar girdiğim an, göt deliğinin darlığını duyduğum an… Hepsi üst üste biniyor. Sabaha karşı son kez içine boşaldığımda vücudunun titreyişi, amcığının kasılışı hâlâ tenimde. O gece bitmesin istemiştim. Belki bir dahaki sefere daha da uzun sürer. Belki bu sefer onu bağlarım, gözlerini kapatırım, sadece türbanı ve çıplak vücudu kalır. Belki ağzını, amcığını, götünü sırayla saatlerce kullanırım. Belki döllerimi yuttururum, yüzüne sürerim, türbanının içine akıtırım. Aklımın içinde binbir sahne dönüyor.
Maslak’ın o geceki kalabalığı, otelin lobisindeki ilk bakışma, asansördeki sessizlik, kapıyı kilitleyişim… Hepsi bir film şeridi gibi. Elif’in yavaş yavaş soyunuşu, sütyenini açışı, stringini kenara çekişi… Dilinin sıcaklığı, amcığının ıslaklığı, götünün sıkılığı… Her biri ayrı bir hatıra. O gece kaç kez boşaldığımı bile sayamadım. Sabaha kadar süren o açlık, o doyumsuzluk… Elif de aynı şekildeydi. Ne zaman yavaşlasam “devam et” diyordu. Ne zaman çekinsem “daha derine” diyordu. Türbanı başından hiç düşmedi, sadece kenarları ıslandı, döllerimle kirlendi. O haliyle daha da çekiciydi. Kapalı bir kadın gibi duruyor ama yatağa düşünce tamamen açılıyordu. O çelişki beni delirtiyordu.
Şimdi bile gözlerimi kapatsam o anları yaşıyorum. Diz çöküp sikimi yalayışı, tükürüğünün aktığı, boğazının daraldığı… Sonra yatağa uzanıp bacaklarını açışı, “ye beni” deyişi… Dilimin amcığında gezinisi, klitorisini emişim, parmaklarımın içindeki sıcaklık… Üzerine çıkıp girişim, her darbemde inleyişi… Kalçalarını kaldırıp arkadan alışi, göt deliğinin yavaş yavaş açılışı… Üstüme binip zıplayışı, göğüslerinin sallanışı, “boşal” diye yalvarışı… Hepsi aklımda taze. Duştaki sabunlu eller, köpükler içinde yalamalar, ıslak vücutların birbirine sürtünüşü… Sonra yatağa dönüş, yavaş ve uzun sevişmeler, göz göze bakışlar, öpücükler, fısıltılar…
O gece bittiğinde bile bitmemiş gibiydi. Elif giderken kapıda durup bana baktı, “Bir daha görüşürüz inşallah,” dedi. Ben de “Kesinlikle,” dedim. Kapı kapandıktan sonra yatağa uzandım, tavanı seyrettim. Hâlâ onun kokusu vardı çarşaflarda. Türbanından kalan hafif kumaş kokusu, parfümü, teri, seksin kokusu… Hepsi karışmıştı. Sabah kahvaltıya inerken bile aklım ondaldı. Maslak’ın sokaklarında yürürken her türbanlı kadına bakıp Elif’i aradım. Belki bir gün yine rastlarız. Belki aynı otelde, aynı odada. Belki bu sefer daha vahşi olur. Belki onu tamamen ele geçiririm, saatlerce sikmek isterim. Belki ağzını kullanırım ta ki çenesi yorulana kadar. Belki amcığını şişirene kadar sikerim. Belki götünü o kadar kullanırım ki yürüyemez. Aklımın içinde bu fanteziler hiç bitmiyor.
O geceden beri ne zaman yalnız kalsam elime alıyorum kendimi. Gözlerimi kapatıp Elif’i hayal ediyorum. Türbanı başında, diz çökmüş, ağzı açık… Ya da dört ayak, “sok” diye inlerken… Ya da üstümde, “daha hızlı” derken… Her seferinde aynı yerlere geliyorum. O loş oda, o saten elbise, o dantelli iç çamaşırları, o ıslak sesler… Hepsi zihnimde canlı. Elif’in sesi, “benim adım Elif” deyişi, “Maslak’tayım” deyişi… O yumuşak ama istekli ton… Hâlâ kulağımda. Belki bir gece yine ararım. Belki numara hâlâ çalışıyordur. Belki yine gelir, yine türbanıyla, yine o açgözlü haliyle. Belki bu sefer sabaha kadar bırakmam. Belki onu bağlarım, gözlerini bağlarım, sadece vücudunu kullanırım. Belki döllerimi her yerine sürerim, türbanına, yüzüne, göğüslerine, amcığına… Belki yuttururum, yalatırım, içine akıtırım. Aklımın sınırları yok artık.
Maslak’ın o gecesi benim için bir dönüm noktası oldu. O zamana kadar yaşadığım hiçbir seks o kadar yoğun olmamıştı. O kapalı görünümün altındaki ateş, o mahcup bakışların altındaki açlık… Hepsi beni yakmıştı. Elif giderken “teşekkürler” demişti, ben de “asıl ben teşekkür ederim” demiştim. Gerçekten de öyleydi. O gece bana bir şey öğretti: bazen en kapalı görünen şeyler en açık olanlardır. Türbanının altındaki o yüz, o vücut, o istek… Hepsi gerçeğin ta kendisiydi. Şimdi bile o anları düşündükçe vücudum geriliyor. Sikim sertleşiyor, nefesim hızlanıyor. Sanki o odadayım yine. Sanki Elif karşımda, türbanı başında, yavaş yavaş soyunuyor. Sanki diz çöküyor, ağzını açıyor… Sanki yatağa uzanıyor, bacaklarını açıyor… Sanki “sik beni” diyor…
Ve ben de sikıyorum. Saatlerce, doyasıya, her yerini. Amcığını, götünü, ağzını… Her seferinde biraz daha derine, biraz daha sert. O inliyor, ben inliyorum. Ter içinde kalıyoruz, döller her yere saçılıyor. Türbanı kirleniyor ama o hiç umursamıyor. Belki de seviyor. Belki de o haliyle daha çok azıyor. Belki de bir dahaki sefere türbanını hiç çıkarmadan, sadece o şekilde saatlerce sevişmek istiyor. Belki de ben de öyle istiyorum. O geceyi tekrar yaşamak, o hissi tekrar duymak… Maslak’ın sokaklarında yine yürümek, yine o numarayı çevirmek, yine lobide beklemek… Asansöre binmek, kapıyı kilitlemek, ışıkları loş bırakmak… Ve Elif’i yeniden görmek. Türbanıyla, o yumuşak sesiyle, o açgözlü bakışlarıyla…
O gece hiç bitmesin isterdim. Belki de bitmedi. Belki de her gece aklımda yeniden başlıyor. Her yalnız kaldığımda, her elime aldığımda, her boşaldığımda… Elif orada, türbanı başında, bana bakıyor. “Gel,” diyor. Ve ben de gidiyorum. O loş odaya, o yatağa, o vücuda… Tekrar ve tekrar. Maslak’ta geçen o gece, Türbanlı haliyle yaşadığım o seks, aklımın en derin köşesinde sonsuza kadar kalacak. Ve ben de her fırsatta geri döneceğim oraya. En azından hayalimde. Belki bir gün gerçeğinde de. Belki bir gece yine telefon çalar, yine o ses gelir: “Benim adım Elif, Maslak’tayım…” Ve her şey yeniden başlar.