Dragos Türbanlı Escort
PLATİN ÜYELER
VIP ÜYELER
GOLD ÜYELER
Dragos Türbanlı Escort
O gece
Dragos Türbanlı Escort arayışım beni bambaşka bir yere sürükledi. Telefonumdaki mesajlar arasında bir isim parlıyordu,
Dragos Türbanlı Escort diye aratmıştım ve karşıma çıkan profilde
Türbanlı Dragos Escort olarak yazıyordu. Saatlerce düşündüm, sonra cesaretimi topladım ve randevu aldım. Adres olarak verdiği yer
Dragos’un arka sokaklarından biriydi, eski bir apartmanın üçüncü katı. Kapıyı çaldığımda kalbim ağzımdaydı. Kapı açıldığında karşımda siyah bir ferace, altından sızan ince bir etek ve başını örten siyah bir türbanla bir kadın duruyordu. Gözleri kara, dudakları dolgun, sesi ise boğuk ve tatlıydı. “Gel içeri,” dedi. Adı Selma’ymış.
Dragos Türbanlı Escort diye aradığım kadının ta kendisiydi ve
Türbanlı Dragos Escort olarak tanınan o isim şimdi önümdeydi.
İçeri adım attığımda oda loş ışıklarla aydınlatılmıştı.
Dragos Türbanlı Escort arayışımın sonucu olan bu kadın,
Türbanlı Dragos Escort olarak kendini tanıtırken feracesini yavaşça çıkardı. Altında siyah dantelli bir sütyen, dar bir etek ve siyah külot vardı.
Türbanı hâlâ başındaydı, sadece yüzü görünüyordu. “Ne kadar süre istiyorsun?” diye sordu. Ben de “Bütün gece” dedim. Gülümsedi, elini göğsüme koydu ve beni yatak odasına çekti. Kapıyı kilitledi. O andan itibaren her şey hızlandı. Elleri gömleğimi açmaya başladı, düğmeleri teker teker çözerken gözlerim onun türbanının kenarından sızan saç tellerine takılı kaldı. Siyah saçları alnına yapışmıştı. Dudaklarını boynuma yapıştırdı, dilini boynumda gezdirdi. Ben de ellerimi beline doladım, eteklerinin altından kalçalarını sıktım. Etinin sıcaklığı avuçlarımı yaktı.
Yatağa doğru yürüdük. Beni sırtüstü yatırdı, üzerine çıktı. Türbanı hâlâ başındaydı, feracesi yerdeydi. Sütyenini çıkardı, göğüsleri serbest kaldı. Büyük, dolgun, uçları koyu pembe. Ellerimle kavradım, parmaklarımla uçlarını sıkıştırdım. O da inledi, başını geriye attı. “Daha sert,” dedi. Ağzımı bir göğsüne götürdüm, dilimle yaladım, emdim. Diğer elimi de eteklerinin altına soktum, külotunun üzerinden amını yokladım. Islaktı. Külotu kenara çektim, parmağımı arasına soktum. Sıcak ve dar. Parmaklarımı içeri doğru ittim, yavaş yavaş hareket ettirdim. O da kalçalarını benim parmaklarıma doğru itiyordu. “Daha derine,” diye fısıldadı. İkinci parmağımı da ekledim, amının duvarlarını yokladım. Parmaklarım ıslaklıkla kaplandı.
Sonra o bana döndü. Dizlerinin üzerine çöktü, pantolonumu indirdi. Boxerımı da çekti, sikim fırladı. Gözleri parladı. “Bayağı sertsin,” dedi ve dilini ucuna değdirdi. Yavaş yavaş yaladı, sonra ağzına aldı. Başını aşağı yukarı hareket ettirirken türbanı hafifçe kaydı ama düzeltmedi. Ellerimi saçlarına, türbanın üzerine koydum, hafifçe bastırdım. Boğazına kadar aldı, öğürme sesleri çıkardı ama bırakmadı. Tükürüğü sikimin etrafında birikti, çenesinden damladı. Ben de kalçalarımı hafifçe kaldırarak ağzına doğru ittim. O da bunu sevdi, daha hızlı emmeye başladı. Bir eliyle taşaklarımı okşadı, diğer eliyle de amını ovalıyordu.
Bir süre sonra bıraktı, ayağa kalktı. Eteğini ve külotunu tamamen çıkardı. Türbanı hâlâ başındaydı, göğüsleri açık, amı tıraşlı ve parlıyordu. Yatağa çıktı, sırtüstü uzandı, bacaklarını açtı. “Gel,” dedi. Üzerine çıktım. Sikimin ucunu amının girişine sürttüm. Islaklık her yere bulaşmıştı. Yavaşça içeri girdim. Dar ve sıcak. İçerideyken inledi, tırnaklarını sırtıma geçirdi. “Tamamını sok,” dedi. Kalçalarımı ileri ittim, köküne kadar girdim. O an ikimiz de nefesimizi tuttuk. Sonra hareket etmeye başladım. Yavaş tempolarla başladım, her girişte amının duvarları beni sıktı. Ellerimi göğüslerine koydum, sıkıştırdım. O da bacaklarını belime doladı, topuklarıyla kalçalarımı itiyordu.
Tempo arttı. Yatak gıcırdıyordu. Her vuruşta göğüsleri sallanıyordu. Türbanı alnına yapışmıştı, terlemişti. “Daha hızlı,” diye bağırdı. Bacaklarını omuzlarıma aldım, daha derin girdim. Amının içi ıslak ıslak sesler çıkarıyordu. Parmaklarımı klitorisine götürdüm, ovaladım. O da kıvranmaya başladı. “Boşalacağım,” dedi. Daha sert vurmaya başladım. Bir anda vücudu gerildi, amı sikimi sıktı, sular fışkırdı. Ben de o sırada daha derine indim, boşaldım. Sıcak döllerimin hepsini içine boşalttım. Üzerinde kaldım, nefes nefese. Sikim hâlâ içindeydi, yavaş yavaş yumuşuyordu.
Biraz dinlendik. Sonra o ayağa kalktı, banyoya gitti. Türbanını çıkarmadan duşa girdi. Ben de peşinden gittim. Sıcak suyun altında göğüslerini ovuşturdu, amını temizledi. Ben de arkasına geçtim, sikimi kalçalarının arasına sürttüm. Hemen sertleşti. Ellerini duvara koydu, bacaklarını açtı. Arkadan girdim. Bu sefer daha sert. Su şıpırtıları ve iniltiler birbirine karıştı. Ellerimle belini kavradım, sertçe çarptım. Göğüslerini duvara yapıştırıyordu her vuruşta. “Sik beni,” diye bağırıyordu. Daha hızlı gittim. Amı yine sıkmaya başladı. Ben de ikinci kez boşaldım, bu sefer kalçalarının üzerine. Sıcak döller suyla birlikte aşağı aktı.
Banyodan çıktık, havlulara sarıldık. Yatağa döndük. O hâlâ türbanlıydı. Beni yatağa yatırdı, üzerine çıktı. Bu sefer ters oturdu, amını yüzüme doğru getirdi. Dilimi uzattım, amının dudaklarını yaladım. Klitorisini emdim, dilimle deliğine soktum. O da öne eğildi, sikimi ağzına aldı. 69 pozisyonundaydık. Birbirimizi yalarken inliyoruz. Amının tadı hafif ekşi ve tatlıydı. Parmaklarımı da soktum, dilimle birlikte hareket ettirdim. O da boğazına kadar alıyordu sikimi. Bir süre böyle devam ettik. Sonra o döndü, yüz yüze geldi. Sikimi eline aldı, amına doğru yönlendirdi ve oturdu. Yavaş yavaş indirdi kendini. İçindeyken kalçalarını döndürmeye başladı. Ellerimi göğüslerine uzattım, sıkıştırdım. O da ellerini göğsüme koydu, tırnaklarını geçirdi.
Bu pozisyonda uzun süre kaldık. Kalçaları yukarı aşağı inip çıkıyordu. Her inişte sikim köküne kadar giriyordu. “İçimde hisset,” diyordu. Tempo arttı. Yatak tekrar gıcırdamaya başladı. Ben de kalçalarımı yukarı kaldırarak ona vuruyordum. Bir anda amı tekrar sıkıldı, boşaldı. Suları sikimin üzerine aktı. Ben de dayanamadım, üçüncü kez boşaldım. İçine doğru fışkırdım. Üzerimde kaldı, sikim içinde erirken öpüştük. Dili benim dilimle dans ediyordu. Türbanının kenarından sızan saç tellerini parmaklarımla yokladım.
Gece ilerledi. Bir ara mutfağa gittik, su içtik. Sonra tekrar yatağa döndük. Bu sefer o beni dizlerimin üzerine çöktürdü. Arkadan yaklaştı, göğüslerini sırtıma yapıştırdı. Elini önden sikime götürdü, sıvazladı. Sonra eğildim, o da arkadan girdi. Hayır, o girdi değil, ben girdim. Yanlış. O öne eğildi, ben arkadan. Sikimi amına sürttüm, yavaşça soktum. Bu sefer daha derin hissettim. Ellerimle kalçalarını açtım, her vuruşta sesler yükseldi. “Daha sert vur,” diye bağırdı. Vurdum. Her darbede göğüsleri sallanıyor, türbanı hafifçe kayıyordu. Bir eliyle türbanını tuttu, diğer eliyle klitorisini ovaladı. Ben de tempo artırdım. Amı ıslak ıslak şapırdıyordu. Bir süre sonra o tekrar boşaldı, bacakları titredi. Ben de dördüncü kez boşaldım, bu sefer kalçalarının arasına.
Sabaha karşı yorgun düştük. Yan yana uzandık. Ellerim hâlâ göğüslerinde geziyordu. O da sikimi yavaşça okşuyordu. “Bir daha ister misin?” diye sordu. Ben de “Evet” dedim. Bu sefer yavaş ve uzun yaptık. Ben üstteydim, bacaklarını geniş açmıştı. Yavaş yavaş girip çıkıyordum. Göz göze bakıyorduk. Her girişte inliyordu. Parmaklarımı ağzına soktum, emdi. Sonra o parmaklarımı amına götürdü, birlikte hareket ettirdik. Uzun süre böyle devam ettik. Sonunda ikimiz de aynı anda boşaldık. İçindeyken boşaldım, o da amıyla sıktı.
Güneş doğarken hâlâ yan yanaydık. Türbanı başındaydı, feracesi yerdeydi. Ellerim vücudunda geziniyordu. Göğüslerini, amını, kalçalarını yokluyordum. O da beni okşuyordu. Bir ara tekrar sertleştim. O da fark etti, gülümsedi. “Son bir kez,” dedi. Bu sefer yan yattık. Bacağını kaldırdı, arkadan girdim. Yavaş tempolarla. Ellerimle göğsünü kavradım, boynunu öptüm. O da geriye doğru itiyordu kalçalarını. Uzun ve yavaş. Her hareketinde amı beni sarıyordu. Sonunda tekrar boşaldık. Bu sefer ikimiz de tükenmiştik.
Sabah olduğunda kalktı, feracesini giydi, türbanını düzeltti. Bana döndü, “Tekrar gel,” dedi. Numarasını verdi. Ben de giyindim. Kapıdan çıkarken hâlâ o geceyi düşünüyordum. Dragos’taki o apartman dairesinde geçen saatler, türbanlı kadının teni, amının sıcaklığı, iniltileri… Her detay aklımdaydı. Sokakta yürürken bile sikim hafifçe sertleşiyordu hatırladıkça. Eve döndüğümde yorgundum ama tatmin olmuştum. O gece Dragos Türbanlı Escort ile yaşadıklarım aklımdan çıkmıyordu. Türbanlı Dragos Escort olarak tanıdığım o kadın, her hareketiyle beni daha fazla istemişti.
Ertesi gün tekrar yazdım. Cevap geldi. “Bu gece de müsaitim,” diyordu. Aynı adrese gittim. Kapıyı açtığında yine aynı şekildeydi. Ferace, türban, o kara gözler. İçeri girdim, bu sefer daha hızlı soyunduk. Yatağa atıldık. İlk iş olarak amını yaladım. Bacaklarını omuzlarıma aldı, dilimi deliğine soktum. Klitorisini emdim, parmaklarımı içeri daldırdım. O da inliyor, kalçalarını kaldırıyordu. “Dilini daha derine sok,” diyordu. Yaptım. Suları yüzüme aktı. Sonra o bana döndü, sikimi ağzına aldı. Bu sefer daha istekli. Boğazına kadar aldı, tükürükler aktı. Ellerimi türbanının üzerine koydum, hafifçe bastırdım. O da sevdi.
Sonra üstüne çıktım. Bacaklarını açtı, girdim. Sert ve hızlı. Yatak ses çıkarıyordu. Göğüslerini sıktım, uçlarını ısırdım. O da tırnaklarını sırtıma geçirdi. “Daha sert sik,” diye bağırdı. Vurdum. Her darbede amı şapırdıyordu. Bir anda boşaldı, suları fışkırdı. Ben de içinde boşaldım. Çıkarmadım, içinde bırakıp öpüştük. Sonra o döndü, ters oturdu. Amını yüzüme verdi, sikimi emdi. Birbirimizi yalarken ikinci kez sertleştim. O da fark etti, oturdu üzerine. Bu sefer yavaş. Kalçalarını döndürerek. Ellerimle belini kavradım, yukarı aşağı hareket ettirdim. Uzun sürdü. Sonunda ikimiz de boşaldık.
Gece boyunca birkaç kez daha yaptık. Bir ara mutfakta, tezgahın üzerinde. Eteklerini kaldırdı, külotunu indirdi, ben arkadan girdim. Tezgaha tutunmuş, inliyordu. Ellerimle göğüslerini sıktım. Tempo yüksekti. Amı ıslak ıslak sesler çıkarıyordu. Boşaldık. Sonra salona geçtik, koltuğa. O üstümde oturdu, sikiyor gibi hareket etti. Göğüslerini yüzüme sürttü, emdim. Uzun süre kaldık o pozisyonda. Sonunda yine boşaldık.
Sabaha karşı yatağa döndük. Yorgun ama hâlâ istekliydik. Yan yana, yavaş yavaş. Bacağını kaldırmış, arkadan giriyordum. Ellerim göğsünde, dudaklarım boynundaydı. O da geriye itiyordu. Her hareket yavaş ve derindi. Son bir kez daha boşaldık. Sonra uyuduk. Uyandığımda o feracesini giymiş, türbanını takmıştı. Bana bakıp gülümsedi. “Yine gel,” dedi. Ben de söz verdim.
O günden sonra birkaç kez daha gittim. Her seferinde farklı pozisyonlar denedik. Bir keresinde onu duvara yasladım, bacaklarını kaldırdım, ayakta siktim. Göğüsleri yüzüme çarpıyordu. İnliyordu. Başka bir sefer yere diz çöktürdüm, arkadan girdim. Kalçalarını açtım, sertçe vurdum. Amı şapırdıyordu. Bir keresinde de o beni bağladı, gözlerimi kapattı, amını yüzüme sürttü, sonra sikime oturdu. Kontrol ondandı. Yavaş yavaş indi, kalktı. Ben de dayanamayıp boşaldım.
Her ziyaretimde türbanı başındaydı. Feracesini çıkardıktan sonra bile türbanı çıkarmıyordu. O siyah kumaş, yüzünü çerçeveliyordu. Gözleri daha da belirgin oluyordu. Dudakları her emişte şişiyordu. Göğüsleri her sıkışta kızarıyordu. Amı her girişte daha ıslak oluyordu. İnlemeleri, “Daha sert,” “İçime boşal,” “Sik beni” gibi sözleri geceyi dolduruyordu.
Bir gece özellikle uzun sürdü. Saatlerce birbirimizi yaladık, siktiyoruz. O amını yüzüme oturttu, ben dilimle yaladım ta ki boşalana kadar. Sonra o sikimi emdi, taşaklarımı yaladı, ta ki boşalana kadar. Sonra girdim. Önce yavaş, sonra hızlı. Bacaklarını omuzlarıma aldım, derine indim. Klitorisini ovaladım. O boşaldı, ben de. Sonra o üstüme çıktı, ters. Kalçalarını salladı. Ellerimle açtım, daha derine indirdim. Yine boşaldık. Sonra yan yattık, kaşık pozisyonunda. Yavaş yavaş. Ellerim göğsünde, parmaklarım uçlarında. O da geriye doğru itiyordu. Uzun sürdü. Sonunda yine boşaldık.
Sabah olduğunda yine aynı şekilde uğurladı beni. Kapıda öptü, dilini ağzıma soktu. “Yarın da gel,” dedi. Ben de gittim. O gece de aynı ateş vardı. Belki daha da fazlası. Çünkü artık birbirimizi tanıyorduk. Nerede neyin hoşuna gittiğini biliyorduk. O türbanlı haliyle bile en azgın hareketleri yapıyordu. Feracesini çıkardığında altındaki danteller, külotlar… Hepsi beni daha fazla tahrik ediyordu.
Bir keresinde onu banyoda, küvetin kenarında siktim. Bacaklarını açmış, suyun içinde. Ben ayaktaydım, giriyordum. Su şıpırtıları iniltilere karışıyordu. Göğüslerini sıktım, uçlarını çektim. O da “Daha hızlı” diyordu. Vurdum. Amı sıkıyordu. Boşaldık. Sonra duşun altında, ayakta. Arkadan. Ellerini duvara koymuş, ben belinden tutmuş, sertçe çarpıyordum. Türbanı ıslanmıştı ama çıkarmadı. Su damlıyordu yüzünden. O haliyle daha da çekiciydi.
Başka bir gece salonda, koltuğun kenarında. Eğilmiş, ben arkadan. Kalçalarını avuçluyordum, her vuruşta ses çıkıyordu. O da “Sik o amı” diye bağırıyordu. Vurdum. Parmaklarımı klitorisine götürdüm, ovaladım. Boşaldı, bacakları titredi. Ben de içinde boşaldım. Sonra yere indirdim, üstüne çıktım. Bacaklarını geniş açtım, yavaş yavaş girdim. Göz göze. Her girişte inliyordu. Uzun sürdü. Sonunda yine boşaldık.
O geceler birikti. Her biri bir öncekini aratmayacak kadar yoğun geçti. Dragos’un o sokağındaki daire, artık aklımda o türbanlı kadının teniyle özdeşleşmişti. Her gidişimde aynı ateş, aynı ıslaklık, aynı iniltiler… Bazen sabaha kadar sürüyordu. Bazen ara verip tekrar başlıyorduk. Bir keresinde gece yarısı uyandık, o sikimi eline aldı, sertleştirdi, sonra amına oturdu. Yarı uykulu halde sikiştik. Yavaş ve derin. Sonunda boşaldık, tekrar uyuduk.
Artık numarası telefonumdaydı. Ne zaman istesem geliyordum. O da her seferinde hazırdı. Türbanı, feracesi, o kara gözleri… Hepsi aynıydı. Ama her seferinde farklı bir şey buluyorduk. Bir keresinde onu bağladım, gözlerini kapattım, amını yaladım ta ki bağırana kadar. Sonra girdim, sertçe. O da kıvranıyordu. Başka bir sefer o beni bağladı, amını yüzüme sürttü, sonra sikime oturdu, istediği gibi hareket etti. Kontrol ondaydı. Ben de zevkten titriyordum.
Bir gece özellikle unutulmazdı. Saatlerce birbirimizi yedik. O amını yüzüme verdi, ben dilimle her yerini yaladım. Klitorisini emdim, deliğine dilimi soktum, parmaklarımı ekledim. O boşaldı, suları aktı. Sonra o sikimi emdi, taşaklarımı yaladı, boğazına kadar aldı. Ben boşaldım, o yuttu. Sonra girdik. Önce yavaş, sonra hızlı. Bacaklarını omuzlarıma aldım, derine. Klitorisini ovaladım. O boşaldı, ben de. Sonra o üstüme, ters. Kalçalarını salladı. Ellerimle açtım. Yine boşaldık. Sonra yan yana, yavaş. Ellerim göğsünde. O geriye itiyordu. Uzun. Sonunda yine boşaldık.
Sabah olduğunda yine feracesini giydi, türbanını düzeltti. Kapıda öptü. “Yine bekle,” dedi. Ben de dışarı çıktım. Sokakta yürürken hâlâ o geceyi düşünüyordum. Türbanlı haliyle o yatağa yayılışı, amının ıslaklığı, iniltileri… Her detay taze. Sikim hatırladıkça sertleşiyordu. Eve döndüğümde duş aldım ama zihnim hâlâ oradaydı. O dairede, o kadınla geçen saatler… Gerçekten yaşanmış gibi aklımdaydı.
Sonraki günlerde de devam etti. Her randevu bir öncekinden yoğun geçiyordu. Bazen sadece oral yapıyorduk saatlerce. O amını yalatıyor, ben de sikimi emdiriyordum. Bazen sadece sikişiyorduk, ara vermeden. Bir keresinde üç kez üst üste boşaldım içinde. O da her seferinde ıslanıyordu. Türbanı terden yapışmıştı alnına. Gözleri yarı kapalı, dudakları aralıktı. O haliyle bile en azgın hareketleri yapıyordu.
Bir gece onu mutfakta, buzdolabına yasladım. Eteklerini kaldırdım, külotunu kenara çektim, girdim. Soğuk metal sırtına değiyordu, o inliyordu. Ben de sertçe çarpıyordum. Göğüslerini sıktım. Tempo yüksekti. Amı şapırdıyordu. Boşaldık. Sonra salona, koltuğa. O üstümde. Göğüslerini yüzüme sürttü, emdim. Kalçalarını salladı. Uzun sürdü. Yine boşaldık.
Başka bir sefer banyoda, aynanın karşısında. O eğilmiş, ben arkadan. Aynadan izliyorduk. Türbanı, açık göğüsleri, giren çıkan sikim… O da izliyordu. Daha fazla tahrik oldu. “Sik beni,” diye bağırdı. Vurdum. Amı sıkıyordu. Boşaldık. Sonra duşun altında, ayakta. Yüz yüze. Bacağını kaldırdım, girdim. Öpüşerek. Yavaş. Uzun. Sonunda yine boşaldık.
O geceler birikti, birikti. Her biri aklımda ayrı bir yer tuttu. Dragos’un o sokağı, o apartman, o daire… Artık sadece bir adres değil, o türbanlı kadının teninin, amının, iniltilerinin adresiydi. Her gidişimde aynı ateşle karşılaşıyordum. Feracesini çıkardığında altındaki vücut, türbanı başındayken bile o kadar çekiciydi ki dayanamıyordum. Ellerim hemen göğüslerine, amına gidiyordu. O da aynı şekilde istekliydi. “Gel, sik beni,” diyordu her seferinde.
Bir gece özellikle uzun ve yavaş geçti. Saatlerce sadece okşadık, yaladık. Sonra girdim. Yavaş tempolarla. Her girişte durup öpüştük. Göz göze. O inliyordu yavaş yavaş. Ben de. Uzun sürdü. Sonunda ikimiz de titreyerek boşaldık. Sonra yan yana uzandık, ellerimiz birbirinin vücudunda. O hâlâ türbanlıydı. Ben de parmaklarımla türbanının kenarını yokladım, saç tellerini hissettim. O da gülümsedi.
Sabah olduğunda yine aynı şekilde uğurladı. Kapıda uzun uzun öptü. “Yarın da gel,” dedi. Ben de söz verdim. Dışarı çıktım. Sokaklar ıssızdı. Yürürken hâlâ o geceyi yaşıyordum. O türbanlı kadının teni, amının sıcaklığı, her iniltisi… Hepsi taze. Eve döndüğümde yorgundum ama tatmin olmuştum. O gece de, önceki geceler gibi, aklımdan çıkmayacaktı.
Ve böyle devam etti. Her randevu yeni bir detay ekledi. Bazen sadece onu yaladım saatlerce, o boşalana kadar. Bazen o beni emdi, yuttu. Bazen sert ve hızlı sikiştik, yatak kırılacak gibi. Bazen yavaş ve uzun, neredeyse uyuyacak gibi. Her seferinde türbanı başındaydı. Feracesi yerdeydi. Göğüsleri, amı, kalçaları… Hepsi benimdi o gece boyunca. Ve ben de onundu.
O gecelerin her biri, o dairedeki her an, hâlâ aklımda. Dragos’ta geçen o saatler, türbanlı kadının her hareketi, her iniltisi… Gerçekten yaşanmış gibi duruyor. Ve her hatırlayışımda sikim sertleşiyor, aklım tekrar o yatağa, o tenin sıcaklığına gidiyor.