Beyoğlu Türbanlı Escort

PLATİN ÜYELER

VIP ÜYELER

GOLD ÜYELER


Beyoğlu Türbanlı Escort

Beyoğlu’nun dar sokaklarında yürürken aklım sadece bir şeydeydi ve telefonumdaki mesajlar arasında en çok dikkatimi çeken Beyoğlu Türbanlı Escort ilanı olmuştu, çünkü o gece tam da böyle bir kadınla vakit geçirmek istiyordum. Hemen numarayı çevirdim, kısa bir konuşmanın ardından adres netleşti, kalbim hızla atmaya başladı çünkü Türbanlı Escort Beyoğlu bölgesinde çalıştığını ve o saatte müsait olduğunu söylemişti, sesindeki o boğuk tını bile beni şimdiden sertleştirmeye yetmişti.

Kapıyı çaldığımda tereddüt etmeden açıldı ve karşımda duran kadın tam aradığım Beyoğlu Türbanlı Escort’tu; siyah türbanı yüzünün büyük kısmını kapatmış, sadece iri gözleri ve dolgun dudakları görünüyordu, vücudunu saran dar elbise ise her kıvrımı belli ediyordu. İçeri adım attığım anda Türbanlı Escort Beyoğlu’nun bu haliyle bana bakışı, elini uzatıp beni içeri davet edişi… Hepsi bir anda kanımı kaynatmıştı, kapı kapanır kapanmaz birbirimize yapıştık.

Önce dudaklarımız çarpıştı, dilini ağzıma soktu, tuzlu ve sıcak bir tat vardı. Ellerim beline sarıldı, elbisesini yukarı sıyırdım, altındaki siyah dantel sütyen ve külot ortaya çıktı. Türbanı hiç bozmadan onu duvara yasladım, dizlerimin üzerine çöktüm ve külotunu yana çektim. Kıvırcık kıllı amcığı çoktan ıslanmıştı, dudakları şişmiş, ortası parlıyordu. Dilimi yarığa sürttüm, yukarı aşağı gezdirdim, klitorisini emdim. Kadın inledi, parmaklarını türbanının kenarına geçirdi, sanki düşmesin diye tutuyordu. Daha derine indim, dilimi deliğine soktum, içeri dışarı hareket ettirdim. Suları çeneme akıyordu, tadı keskin ve tatlıydı. İki parmağımı ekledim, g-noktasına bastırarak ovaladım. Bacakları titredi, “Daha sert yala” diye fısıldadı. Emme ve yalama işini uzattım, ta ki dizleri yumuşayana kadar.

Ayağa kalktım, pantolonumu indirdim, sertleşmiş sikimi ortaya çıkardım. O da hemen diz çöktü, türbanının altından çıkan dudaklarını yaladı ve ağzını açıp başımı içine aldı. Sıcak dil, damak, boğaz… Hepsi birden sardı. Başını ileri geri götürürken salyası aktı, türbanının kenarına damladı. Ellerimi başına koydum, daha derine indirdim, gırtlağına kadar soktum. Gözleri yaşardı ama çekinmedi, yutkunma refleksi sikimi sıktı. Bir süre boğazını siktim, sonra çıkarıp yüzüne sürttüm, dudaklarına, yanaklarına. O da dilini uzatıp yaladı, taşaklarımı emdi, dilinin ucuyla altıma kadar gezindi.

Sonra onu yerden kaldırdım, salondaki geniş koltuğa yüzüstü yatırdım. Kalçalarını kaldırdım, eteklerini tamamen sıyırdım. Amının girişine sikimin başını dayadım ve bir hamlede içine gömdüm. Dar ve kaygandı, duvarları beni sımsıkı sardı. Yavaş hareketlerle başladım, her girişte taşaklarım amının dudaklarına çarpıyordu. Tempo arttıkça şapırtı sesleri odayı doldurdu. Ellerimle belini kavradım, daha derine indim, şaplaklar indirdim. Her şaplakta amı daha fazla kasıldı, inlemeleri yükseldi. “Vur daha sert” dedi, ben de isteğini yerine getirdim. Kalçaları kızardı, izler oluştu ama o daha fazla istiyordu.

Bir süre doggy’de siktim, sonra çevirdim, sırtüstü yatırdım. Bacaklarını omuzlarıma aldım, bu açıda çok daha derine giriyordum. Her dalışta rahmine çarpıyormuş gibi hissettim. Göğüslerini sütyeninden çıkardım, koyu pembe uçları sertleşmişti. Ağzıma aldım, emerken aynı anda sikmeye devam ettim. Dişlerimle hafifçe ısırdım, dilimle çevirdim. Kadın bacaklarını daha fazla gerdi, tırnakları koltuğu tırmaladı. Tempo o kadar arttı ki koltuk gıcırdıyordu. “İçime boşal” diye yalvardı. Son birkaç sert hamleden sonra derine gömüldüm ve boşaldım. Sıcak dölüm amının içine fışkırırken o da orgazm oldu, duvarları ritmik kasıldı, sikimi daha fazla sıktı. Bir süre öyle kaldık, nefeslerimiz birbirine karıştı. Sikimi çıkarırken beyaz döller süzülüp kalçalarına aktı.

Ama bitmemişti. Biraz su içtik, sonra yeniden başladık. Bu sefer onu yere, kalın halının üzerine aldım. Türbanını çıkarmadan peçeyi biraz yukarı kaydırdım, dudaklarını öptüm, dilini emdim. Sikimi yeniden sertleştirdim, eliyle okşayarak. Bu sefer göt deliğine yöneldim. Tükürüğümü parmaklarıma sürdürüm, yavaşça bir parmak soktum. İlk başta direnç vardı, ama o gevşemeye çalıştı. İkinci parmağı ekledim, götünü açmaya başladım. Bir süre parmaklarla genişlettikten sonra sikimin başını dayadım. Yavaşça ittim, girişte zorlandı ama birden içeri süzüldü. Kadın acı dolu bir inilti çıkardı, “Yavaş… ama çıkarma” dedi. Götü amından çok daha sıktı, her milimetrede sikimi eziyordu. Yavaş hareketlerle başladım, her girişte biraz daha derine indim. Ellerimle kalçalarını iki yana açtım. Tempo yavaş yavaş arttı, göt deliği artık daha rahat alıyordu. “Daha sert sok” diye inledi. Sert ve derin vuruşlarla götünü siktim, her dalışta taşaklarım amına çarpıyordu. Bir elimle klitorisini ovdum, diğer elimle meme uçlarını çimdikledim. Hem acı hem zevkle inliyordu.

Uzun süre anal devam ettik. Ara sıra çıkarıp amına soktum, sonra yeniden götüne geçtim. Karışık hissi seviyordu, her değişimde daha fazla ıslanıyordu. Sonunda yine götüne gömüldüm ve ikinci kez boşaldım. Dölüm göt deliğinden taştı, beyaz çizgiler halinde aktı. Yorgun düşmüştük ama dinlenmek yoktu. Banyoya geçtik. Duşun altında türbanını çıkarmadan ıslattı, kumaş vücuduna yapıştı, memelerinin şekli net göründü. Sabunladım her yerini, amını, götünü, memelerini. Ellerim kayganlaşınca yeniden sertleştim. Duvara yasladım, bacaklarından birini kaldırdım ve ayakta siktim. Su şakırdarken amı yeniden benim oldu, her vuruşta su sıçrıyordu. Bu sefer daha yavaş, daha derin, göz göze. Orgazmı geldiğinde bacakları titredi, neredeyse düşüyordu, ben de onu tuttum ve içine üçüncü kez boşaldım.

Kurulanırken bile ellerimiz birbirinden ayrılmadı. Yatak odasına geçtik. Bu sefer onu üstüme bindirdim. Türbanlı haliyle üstümde sallanırken sikimi amına oturttu, yavaşça inip kalktı. Memeleri sallanıyordu, ben de ellerimle kavradım, uçlarını parmaklarımın arasında ezdim. Tempo kendi kontrolündeydi, bazen yavaş, bazen hızlanıyordu. Amı her inişte sikimi yutuyor, çıkarken şapırdıyordu. Bir ara öne eğildi, dudaklarını benimkilere yapıştırdı, dilini ağzıma soktu. Öpüşürken daha hızlı zıpladı, orgazmı yaklaştı. “Boşalacağım” diye mırıldandı, ben de kalçalarını tutup yukarı doğru sertçe ittim. İkimiz aynı anda geldik, amı kasılırken sikim fışkırdı, döller dışarı taştı.

Gece boyunca daha birçok pozisyon denedik. Yan yana kaşık, o önde diz çöküp ben arkadan, ters missionary, bacakları omuzlarımda… Her seferinde türbanı başında kaldı, sadece ter ve döl izleriyle kirlendi. Bir ara onu dizlerinin üzerine çöktürüp sikimi yeniden ağzına verdim, gırtlağına kadar soktum, salyası aktı, gözleri yaşardı ama emmeye devam etti. Boğazını sikmek ayrı zevkti. Sonunda yüzüne doğru boşaldım, döller türbanına, kaşlarına, dudaklarına yapıştı. O da dilini uzatıp yaladı.

Sabaha karşı biraz dinlendik. Yan yana uzanmış, nefeslerimiz sakinleşmişti. Ellerim hâlâ onun vücudundaydı. “Bir daha gelecek misin?” diye sordu. Cevabım netti. Güneş doğmaya başladığında hala içimdeydim, yavaş hareketlerle son bir tur daha attık. Amı şişmiş, hassaslaşmıştı ama yine de aldı. Son boşalmamı da derinlerine bıraktım.

O sabah ayrılırken kapıda öptüm. Numarasını kaydettim. Arabaya binerken bacaklarımın arası hâlâ ıslaktı, kokusu üzerimdeydi. Eve vardığımda hemen duşa girmedim, kokuyu taşımak istedim. Yatağa uzandım, gözlerimi kapattım ve geceyi baştan sona yeniden yaşadım: ilk yalama, ilk emiş, ilk giriş, ilk anal, duştaki ayakta sikiş, yüzüne boşalma… Hepsi netti.

Ertesi gün öğle arasında mesaj attım. Akşam müsaitti. Yine aynı adrese gittim. Bu sefer kapıyı açar açmaz onu duvara yasladım, eteklerini sıyırdım, külotunu yırttım ve oracıkta ayakta siktim. Türbanı başında, sırtı duvara dayalı… Amı dünden şişmişti ama yine kaygandı. Sert ve hızlı siktim, konuşmaya fırsat kalmadan ikimiz de boşaldık. Döllerim bacaklarından aşağı aktı.

Sonra yatağa geçtik. Bu gece daha uzun olacaktı. Önce onu yaladım, amını, götünü, ta ki bacakları titreyene kadar. Sonra sikimi emdirdi, ellerini de kullandı. Ağzından çıkarıp memelerinin arasına koydum, sürtünme yaptım. Sonra yeniden amına döndüm, yan yatarak. Yavaş ve derin. Orgazmı geldiğinde amı o kadar sıkıldı ki neredeyse dışarı itiyordu, ama ben daha derine gömdüm ve içine boşaldım.

Gece boyunca dört kez daha boşaldım. Birinde götüne, birinde ağzına, ikisinde amına. Her seferinde türbanı yerindeydi. Bir ara peçeyi biraz daha yukarı kaydırdım, saçlarının bir kısmını gördüm ama tamamen çıkarmadım. O da istemedi.

Sabah yine yan yana uyandık. Kahvaltı bile yapmadan bir tur daha attık, o üstümde. Amı sikimi emerken memelerini yüzüme sarkıttı. Emdim, ısırdım. Tempo arttı, zıpladı, inledi, sonunda ikimiz birden geldik. Döller dışarı fışkırdı.

O günden sonra düzenli görüşmeye başladık. Bazen haftada iki, bazen üç kez. Her seferinde yeni şeyler denedik. Bir gece ellerini bağladım, türbanıyla birlikte gözlerini kapattım. Sikimi amına, götüne, ağzına rastgele soktum. Orgazmı o kadar şiddetli oldu ki bağlar gerildi. Başka bir gece ayna karşısına geçtik, onu arkadan sikerken yansımayı izledik. Türbanlı haliyle sikimin girip çıkışını seyretmek ayrı zevkti.

Bir keresinde arabada, Beyoğlu’nun arka sokaklarında yaptık. Gece yarısı, park halinde. O ön koltuğa geçti, eteklerini kaldırdı, ben arkadan. Amını siktim, sonra götünü, sonra yeniden amını. Her boşalmada döller koltuğa bulaştı. Türbanı terden yapışmıştı.

Evde daha rahattık. Bazen bütün gün kalırdım. Sabah sikiş, öğleden sonra sikiş, akşam sikiş… Vücudu her seferinde aynı ateşi yakıyordu. Amı hiç yorulmuyordu. Götü de alışmıştı, artık daha rahat alıyordu, bazen kendisi istiyordu.

Bir gece özellikle uzun sürdü. Saatlerce seviştik. Pozisyon değiştire değiştire. Sonunda ikimiz de ter içinde, döl içinde yatıyorduk. Türbanı neredeyse kaymıştı ama yine de çıkarmamıştık. “Seni her seferinde daha çok istiyorum” dedim. O da gülümsedi. Sikim yine sertleşmişti, o da fark etti, eliyle kavradı. Üstüne çıktım, içine girdim. Bu sefer çok yavaş, sadece derinlerde kalarak. Orgazm geldiğinde sarıldık, döllerim içine aktı.

Böyle geceler çoğaldı. Bazen başka Türbanlı kadınlarla da tanıştım ama hiçbiri onun gibi değildi. O hep bir adım öndeydi. Siyah kumaşın altında saklanan ateşli beden her açılışta beni şaşırtıyordu.

Bir akşam yağmur yağıyordu. Onu pencere kenarına yasladım, perdeyi araladım. Türbanı başında, etekleri yukarıda, ben arkadan sikiyordum. Her vuruşta cam titriyordu. “Biri görürse?” diye fısıldadı ama durmadı. Daha sert soktum, ta ki ikimiz de boşalana kadar. Döllerim bacaklarından aktı.

Sonra yatağa geçtik, daha yumuşak. Öpüşerek, okşayarak, yalayarak. Dilim her yerini gezdi. Sikim yeniden sertleşince amına yavaşça girdim, göz göze. Tempo yavaş yavaş arttı. Orgazm geldiğinde sarıldık, birbirimizi sımsıkı tuttuk.

Sabah ayrılırken yine aynı sözleri ettik. Ve gerçekten görüştük. Defalarca. Her seferinde yeni bir detay. Bazen sadece oral, bazen sadece anal, bazen her şey karışık. Bir gece onu tamamen teslim aldım, ellerini ayaklarını bağladım. Saatlerce vücudunu kullandım. Amını, götünü, ağzını, memelerini… Her yerini siktim, her yerini dölledim. Türbanı sırılsıklam olmuştu ama hiç şikayet etmedi.

Başka bir gece roller biraz değişti. O beni yere yatırdı, üstüme çıktı, sikimi emdi, sonra amına oturttu, sonra götüne. Kendi temposunu ayarladı. Türbanlı haliyle üstümde sallanırken manzara muhteşemdi. Boşaldığında amından döller aktı.

Zamanla bedenlerimiz birbirine alıştı. Artık tek bakışla ne istediğimizi anlıyorduk. Bazen hiç konuşmadan saatlerce sevişiyorduk. Sadece ten, sadece nefes, sadece inilti. Türbanı her zaman oradaydı, ama altındaki kadın her seferinde daha açık, daha ateşliydi.

Bir sabah güneş yeni doğarken yine içimdeydi. Yavaş hareketlerle. Amı sıcacıktı. Ellerim belinde, onun elleri göğsümde. “Bu son olmayacak” dedim. O da başını salladı. Tempo arttı, sonunda ikimiz de titreyerek boşaldık. Döllerim derinliklerine aktı.

O an anladım ki bu bir alışkanlık haline gelmişti. Beyoğlu’nun o dairesinde, türbanlı bir kadının kollarında her gece yeniden doğuyordum. Ve her seferinde daha derine, daha sert, daha uzun…

Günler haftalara döndü. Hâlâ aynı ateşle buluşuyorduk. Bazen otel odaları, bazen arabalar, bir kez bile teras. Her yerde aynı şey: türbanı başında, bacakları açık, benim sikim içinde… İnlemeleri, boşalmaları, döllerimin aktığı yerler… Hepsi hafızama kazındı.

Bir gece özellikle uzun anlattım ona neler hissettiğimi. O da dinledi, sonra “O zaman göster” dedi. Gösterdim. Saatlerce. Her pozisyonda, her delikte. Sabah olduğunda ikimiz de yürüyemeyecek haldeydik ama mutluyduk. Türbanı köşede duruyordu, biraz kaymış, biraz kirlenmiş. Ben de yanındaydım, hâlâ istekli.

Ve böyle devam etti. Her buluşma bir öncekinden daha yoğun. Amının sıcaklığı, götünün sıkılığı, dilinin mahareti, memelerinin yumuşaklığı… Hepsi bir arada, türbanın gölgesinde. Ben de her seferinde daha fazla verdim, daha fazla aldım. Ta ki bedenlerimiz birbirine tamamen alışana kadar.

Şimdi bile o geceyi, o kokuyu, o sıcaklığı hissediyorum. Sikim sertleşiyor, aklım yine o kapıya, o siyah türbana, o açılan bacaklara gidiyor. Ve biliyorum ki bir sonraki mesajımda yine aynı cevabı alacağım: “Gel.”

Geleceğim. Yine. Ve yine. Her seferinde olduğu gibi, kapıyı açar açmaz onu duvara yaslayıp eteklerini sıyırarak, külotunu kenara çekip içine girerek… Türbanı başında, gözleri bende, amı benim sikimi yutarken…

O an her şey yerli yerine oturuyor. Beyoğlu’nun loş bir dairesinde, türbanlı bir kadının içinde tamamen kayboluyorum. Ve her kayboluşta biraz daha derine iniyorum.

Bu gece de öyle olacak. Telefonu elime alıyorum, mesajı yazıyorum. Cevap gelecek, kapı açılacak ve her şey yeniden başlayacak. İlk dokunuş, ilk emiş, ilk giriş, ilk inilti… Sonsuz bir döngü.

Ve ben, her seferinde olduğu gibi, doymadan, bitmeden, sadece daha fazlasını isteyerek devam edeceğim.